
February 25, 2020 • By Olivier Safir
Birleşik Krallık'ın 31 Ocak 2020 itibarıyla Avrupa Birliği'nden ayrılmasıyla birlikte, işe alım sektöründe değişen dinamikler ve geleceğe hazırlık konusunda yoğun tartışmalar yaşanmaktadır. Yaşam bilimleri başta olmak üzere dünyanın en kritik sektörlerinin büyük ölçüde uluslararası iş gücüne bağımlı olduğu düşünüldüğünde, Birleşik Krallık'taki şirketlerin önemli bir çalışan kaybıyla karşı karşıya kalabileceği endişesi giderek büyümektedir.
Bazı tahminlere göre, İngiltere'deki işverenler yaklaşık yüzde yirmi oranında iş gücü kaybı yaşayabilir; bu oran, zaten kısıtlı olan işgücü piyasası açısından oldukça endişe verici bir tablodur. Sorunu çözmek için şirketlerin mevcut çalışanları ve potansiyel adaylar için çalışma koşullarını iyileştirmesi ve optimize etmesi gerekmektedir.
Önde zorlu bir süreç olduğu göz önüne alındığında, işe alım kapasitesini artırmak birincil öncelik haline gelmelidir. Ancak özellikle ücret artışının mümkün olmadığı durumlarda kolay çözümler her zaman mevcut olmayabilir. Kısa vadede aday çekmek, uzun vadede ise nitelikli çalışanları elde tutmak için yaratıcı bir yaklaşım şarttır. Aynı zamanda verimlilik ve bağlılık düzeylerini korumak da başarının temel koşulları arasındadır.
Tahmin edebileceğiniz üzere, Brexit sonrası ekonomide sağlık ve yaşam bilimleri alanında işe alım başarısı elde etmek, temel kadro ihtiyacının çok ötesine geçen karmaşıklıklar barındırmaktadır.
Adayların lehine işleyen bir iş piyasasında, rekabetçi bir yan haklar paketi belirleyici bir etken haline gelmektedir.
Sunabileceğiniz en kritik haklardan biri esnekliktir. Pek çok araştırma, adayların yüksek maaşa kıyasla kapsamlı bir yan haklar paketine daha fazla değer verdiğini ortaya koymaktadır. Bir araştırmada katılımcıların on kişiden altısı, doğru ayrıcalıklar sunulduğunda daha düşük bir maaşı kabul edebileceklerini belirtmiştir. Aynı araştırmada, on kişiden sekizinin maaş artışından çok ek haklara ilgi duyduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Çalışan hakları söz konusu olduğunda, bazıları diğerlerinden çok daha fazla önem taşımaktadır. Özellikle teknoloji sektöründeki girişimlerin sunduğu yenilikçi haklardan sıkça söz edilmektedir; peki çalışanlar bu haklara gerçekten ne kadar değer veriyor?
Bir yan haklar paketi tasarlarken çalışanlarınızı, yaşam tarzlarını ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmak son derece önemlidir. Anlamsız ayrıcalıklardan oluşan uzun bir liste, istediğiniz adayları çekmeyecektir; ancak doğru seçenekler, bir adayın karar verme aşamasında belirleyici etken olabilir.
Bunun yanı sıra çalışma ortamının kendisi de kritik bir faktördür. Sürekli inovasyon baskısı altındaki yaşam bilimleri gibi bir sektörde çalışanların önemli kaygıları bulunmaktadır.
İşte bunlardan birkaçı:
Çalışanlarınıza esnek çalışma saatleri sunmak, çoğu çalışan için cazip bir avantajdır. Bu, zaman zaman evden çalışabilme imkânını da kapsayabilir. Klinik ve araştırma ortamlarında çalışanların kendi programlarını belirleyebilmesi, iş-yaşam dengesini ve iş tatminini olumlu yönde etkiler. Çalışanların işlerini kimliklerinin bir parçası olarak gördüğü bir sektörde, iş ve özel yaşam arasındaki sınırların bulanıklaşması mutlaka olumsuz bir şey değildir.
Bir şirketin kültürü kendini pek çok farklı biçimde ortaya koyar. Açık iletişim, saygı, güven ve fikir paylaşımı, güçlü bir kurumsal kültürün temel göstergelerinden bazılarıdır. İstikrar da en az bunlar kadar önemlidir; ekip üyelerine hem mesleki hem kişisel açıdan gelişebilecekleri bir zemin sunar. Pek çok çalışan için insan, kültür ve marka bütünü iş tatminiyle özdeşleşmektedir.
Olumlu bir kültürel ortamın sürdürülmesi için hem kurumsal hem yönetsel düzeyde güçlü bir liderlik anlayışı şarttır. Sık iletişim, şeffaflık ve benimsenen değerlerin teşvik edilmesi, etkin olabilmesi için yukarıdan aşağıya doğru hayata geçirilmelidir.
Günümüzün yoğun temposunda günlük görevler arasında kaybolup gitmek çok kolaydır. Ancak uzun vadeli bağlılık ve çalışan memnuniyeti söz konusu olduğunda, yaptığımız işin daha büyük bir amaca katkı sağladığını bilmek son derece değerlidir.
Örneğin, giriş seviyesindeki çalışanlar bile katkılarının genel tablo içinde ne denli önemli olduğunu bilmelidir. Bu farkındalık, işlerinde daha iyi performans gösterme motivasyonunu artırır. Artan bağlılıkla birlikte çalışanlar şirkete olan ilgilerini derinleştirir; bu durum, daha alt kademelerde dahi büyüme ve ilerleme fırsatlarının önünü açar.
Ek eğitim, mentorluk ve sürekli öğrenme ile mesleki gelişim fırsatları, iş tatmininde belirleyici rol oynayan faktörler arasındadır. İşe alım perspektifinden bakıldığında ise güçlü bir eğitim bileşeni her zaman önemli bir artı değerdir.
Bir adayın başvurduğu pozisyonun durağan olmadığını bilmesi ilham verici olabilir; üstelik somut örnekler varsa bu etki kat kat artar. Araştırma asistanı olarak işe başlayıp takım liderliğine yükselen bir çalışan bunun güzel bir örneğidir.
Sonuç olarak, Brexit sonrası işe alım ortamı daha önce hiç olmadığı kadar zorlu bir hal alabilir. Nitelikli çalışanları çekmek ve elde tutmak için neler yapabileceğinizi anlamak sizi rakip şirketlerden ayırt edecek ve yetenek ihtiyaçlarınızın karşılanmasını sağlayacaktır.
Bir işe alım uzmanıyla görüşme planlamak ve ileriye yönelik adımları birlikte konuşmak için bugün bize ulaşın.