
November 20, 2017 • By Olivier Safir
İşe alım ve istihdam süreci uzun ve karmaşık bir süreçtir. Ne kadar üst düzey bir pozisyon için aday arıyorsanız, süreç o kadar zorlaşır ve aday havuzu o kadar daralır. Yetenek havuzu bu denli kısıtlı olduğunda rekabet son derece kıyasıya bir hal alır; yalnızca maaş ve yan haklar sunmak artık yeterli değildir — rakiplerinizden sıyrılmanız gerekir, aksi takdirde adaylar daha cazip fırsatlara yönelecektir.
İş gücünün büyük bölümünü oluşturmaya başlayan Y kuşağı ile başa çıkabilmek için zaman zaman onların bakış açısıyla düşünmek zorunlu hale gelmektedir. Bu kuşağın önceliklerini ve karar alma süreçlerini anlamak büyük avantaj sağlar. Ücretsiz kreş, lüks masaj koltuğu ya da ücretsiz kuaför hizmeti sunmanız gerektiğini söylemiyoruz; ancak kendinize şu soruyu hiç sordunuz mu:
Çalışılmayı hak eden bir şirket miyiz? Ve rakiplerimizden bizi gerçekten ayıran ne sunuyoruz?
Y kuşağı hakkında ne denirse densin, iş gücünü yavaş yavaş ele geçiriyorlar. 2020 yılına gelindiğinde dünyadaki çalışanların yarısı Y kuşağından oluşacak; bu tarih artık çok yakında.
Y kuşağı, ebeveynleri ve büyükanne-büyükbabalarından farklı düşünüyor. Bu kuşak için para, ideallerin önüne geçmiyor; bu durum sağlık sektöründe de kurumsal dünyada da farklı değil. Pek çok genç profesyonel, yüksek bir unvan ve maaş yerine, hizmet ettiği insanlar için gerçek bir fark yarattığına inandığı bir pozisyonu tercih ediyor.
Elbette maaş önemli, ancak artık tek başına yeterli değil. İşe dahil olmak istiyorlar. Yaptıkları işin anlamlı olduğunu, fikirlerine değer verildiğini ve kendilerinden büyük bir amacın parçası olduklarını hissetmek istiyorlar. Her şeyden önce, boşa kürek çekiyormuş gibi hissetmek istemiyorlar.
Nitekim büyük çoğunluğu, bazı temel ihtiyaçları karşılandığında önemli miktarda maaş kesimine razı olabiliyor. Bu ihtiyaçların başında şunlar gelebilir:
Bu, esnek çalışma saatlerine izin vermek kadar basit bir adımla sağlanabilir. Bunu sunabiliyorsanız, size de önemli avantajlar kazandırır:
Y kuşağı, kurumsal sorumluluk konusundaki küresel bakış açısını uzun süredir şekillendiriyor; 2,4 trilyon USD'yi bulan harcama gücüyle bu eğilim büyümeye devam edecek. Örneğin uyuşturucu bağımlısı annelerin iyileşme sürecine dahil olup çocuklarına kavuşmalarına destek olmak ya da yaşlı istismarını önlemek gibi bir sosyal sorumluluk programına sahip bir kuruluşu tercih eden bir aday, bu iyiliğin doğal bir parçası haline gelir. Özgünlük burada kilit unsurdur. Şirketiniz topluma katkı adına neler yapıyor? Her ne yapıyorsanız, daha önce düşünmediğiniz bir fırsat kapısı açabilir.
Önceki kuşaklardan belirgin bir şekilde ayrışan Y kuşağı, kendini dini açıdan esnek, siyasi açıdan ılımlı ve kültürel açıdan meraklı olarak tanımlamaktadır. Kapsayıcılık programları veya herhangi bir biçimde çeşitliliğiyle öne çıkan şirketler bu nedenle daha cazip bir işveren profili çizmektedir. Pek çok klinik ortamda bu konu büyük bir sorun teşkil etmemekle birlikte, asıl belirleyici olan, bu çeşitlilikten doğan kültür ve kurumun nasıl bir arada işlediğidir. Liderliğiniz, farklı profillerden oluşan çalışanlarıyla nasıl bir ilişki kuruyor? Çeşitlilik, bir güç kaynağı mı yoksa bir ayrışma unsuru mu?
Şirket kültürünüz, organizasyonunuz hakkında çok şey anlatır. Kurumunuzun can damarı ve kişiliğidir; yaptıklarınızın özünü yansıtan bir ayna gibidir. Sağlık alanında ise olumlu klinik sonuçların da temelini oluşturur ve iç iletişime, operasyonlara ve nihayetinde hasta memnuniyetine yansır. Önceki kuşaklar şirket kültürüne bu denli önem vermezdi; ancak Y kuşağı için durum farklıdır. Kültür onlara uymuyorsa ya da zayıf liderlik nedeniyle işleyişi sekteye uğratacak ölçüde çökmüşse, er ya da geç ayrılırlar. Öte yandan kültür, misyon ve amaç anlayışlarıyla örtüşüyor, iş-yaşam dengelerini destekliyor ve özgeci değerleriyle uyum sağlıyorsa, onları elde tutmak için fazla endişelenmenize gerek kalmaz.
Y kuşağı, tam anlamıyla bağlandıklarını ve gerçek bir fark yaratabildiklerini hissettikleri pozisyonları tercih eder. Üst düzey yönetici veya ileri seviye sağlık pozisyonları için işe alım yaparken siz de bunu arıyorsunuz, kuşkusuz. Kimse başkasının kaotik ortamına adım atmak istemez.
Organizasyonel uyum, güçlü bir işveren olarak konumunuzu korumanın temel taşıdır. Siz bu ölçütlere ne kadar yakınsınız? İşe alım ihtiyaçlarınız için uzmanlarımızdan biriyle görüşmek istiyorsanız, bugün Pact and Partners ile iletişime geçin.